Ertan
Kullanıcı
| Gönderilenler: 56 |   | Kanaat Notu: 13
|
Cevapla:Dönemsellik ilkesi ile ilgli bir soru? - 2007/03/22 11:53
Hayatımızın her alanında gecikmeler, ertelemeler olduğu gibi mali konularda da özellikle dönemselliğin öne çıktığı vergisel konularda, mükellefler için ciddi olmamakla birlikte dönem kapandıktan sonra gelen faturalardaki K.D.V.’lerin, muhasebesel olarak nasıl uygulanabileceği konusunda bazı tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Yazımızla bu tip durumlarda vergi kanunlarının bize nasıl yol gösterdiği konusu üzerinde durulacaktır. Kanunların açıkça ifade ettiği gibi, hem gerçek hem de tüzel kişilerin yıllık safi kazancı dönemsellik ilkesine göre saptanmaktadır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi hasılat, gelir ve karların aynı dönemde maliyet, gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğindendir. V.U.K’da açıkça ifade edildiği üzere Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi kazancımızın tespiti ‘hesap dönemi ‘ itibariyle belirlenip, yine aynı tarih itibariyle hesapların kapanma işlemi gerçekleştirilir. Hesap dönemi ilgili yılın 01 Ocak tarihi ile 31 Aralık tarihlerini kapsamaktadır. Firmalara her sene başında geçmiş yıla ait faturalar gelebilmektedir. Bu durumda geçen yıl tarihli faturalar üstünde yazılı bulunan K.D.V tutarının nasıl muhasebeleştirileceği konusu gündeme gelmektedir. Bu K.D.V tutarı mükellefler tarafından 191 no’lu ‘ İndirilebilecek K.DV.‘ hesabında mı? Yada bu tutarı bir gider olarak düşünüp gider hesaplarına mı aktaracağız? gibi akla çeşitli sorular meydana gelmektedir. Bu konumuzu bir örnek üzerinde açıklamaya çalışırsak; 10.01.2007 tarihinde X Ltd. Şti.’nin şirket merkezine 29.12.2006 tarihli K.D.V dahil 2.000.- YTL değerinde bir hizmet faturası gönderilmiştir. Örneğimizde ki şirketimiz bu durum karşısında yukarda ki soruları göz önünde bulundurarak nasıl bir muhasebeleştirme ve vergilendirme yöntemi seçmelidir. 3065 sayılı K.D.V Kanun’un 29/1 maddesinde mükelleflerin vergiye tabii işlemler üzerinden hesaplanan K.D.V. ile mükellefçe kanuni defterlerinde 191 no’lu indirilebilecek K.D.V hesabına koymasında bir sorun bulunmamaktadır. Ancak aynı maddenin 3. fıkrasında indirim hakkı sadece vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı içinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Mükellefçe faturalarda bulunan indirilebilir K.D.V’nin ilgili kayıtlara alınabilmesi için 3 şart aranmaktadır. İndirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde gösterilmesi, Alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olması, Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılının aşılmaması gerekmektedir. Aynı zamanda K.D.V’nin 58. maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan K.D.V ile mükellefçe indirilebilecek K.D.V.’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahı tespitinde gider olarak kabul edilemez hükmü yer almaktadır.Buradan, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabilmektedir. Örneğimizde bulunan Cadde Market Ocak/2007 ayında gelen faturanın K.D.V tutarının indirim konusu mümkün olmadığından, 2006 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinin ‘ Diğer İndirimler ve İstisnalar ‘ bölümüne 2.000.- YTL yazarak 2006 yılı Kurumlar Vergisi Kazancını tespit edebilecektir. 2006 yılında ‘ Önceki Dönem Gider ve Zararı‘ olarak muhasebeleştirilen bu tutar ise Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerde takip edilerek 2006 yılı sonunda Kurumlar vergisi matrahına eklenecektir.Konuyla ilgili olarak, İstanbul Defterdarlığı Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Başkanlığı vermiş olduğu 24.12.2003 tarih ve BK.BSK.4.34.00.54/02-C/KDV-29/240-8141 sayılı muktezasında,
|