Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Antalya Muhasebe'nin Forumu- Bizce fikrinizi kendinize saklamayın!

 
Ertan
Kullanıcı
Gönderilenler: 56
graphgraph
Kanaat Notu: 13  
ZAMAN DEĞİL İNSANI YAŞLANDIRAN - 2007/03/23 09:00 Zaman değil insanı yaşlandıran.
Geçen zamanı düşününce birdenbire ihtiyarlıyor insan.
Her evin bir kokusu vardır; çünkü insanlar siner evlere. Taşınırken işte, en önce, o kokuyu kaldırıp paketliyor insan. Önceki yıldan bir kahkahaya sarıyorsun yapılmış bütün reçelleri. Geçen aydan bir yarım ağlamaya yerleştiriyorsun bütün fotoğrafları. Odalarda geçmiş bütün konuşmaları istif ediyorsun ışıklı zeytinyağlıların içine. Kendini alıyorsun evden, çekip çıkarıyorsun. O yüzden işte, ev, duvardaki çerçeve izi gibi kalıyor; gri, tatsız, köhne bir bulut; öksüz. insansız evler, eski kafa kağıtları gibi yırtık yüzleriyle kalıyor insanlardan geriye. İçeriye ayakkabılarıyla girebilen yeni kiracılar bakıyor eve. "Bu ev göründüğünden daha güzeldir" demek istiyorsun. "Bir dakika dinler misiniz?" demek geliyor içinden: "Bu evde az buz değil hakikaten hakkı verilmiş bir hayat yaşandı. Kokusu geliyor mu size de? Biraz dikkatlice içinize çekerseniz... Yani belki de... Siz de... Yani aslında iyi yaşanmış bir ev bırakıyorum size" DEMİYORSUN. DENMİYOR.
Yerlerinden sökülmüş çivilerin badanadaki kurşun delikleri, duvar­dan çıkarılmış resimlerin çerçeve izleri. Büsbütün acıklı bir şey oldu ev şimdi. Yerlerinden edilip yurtsuzlaşmış nesneler doluşturulup kutulara, sıkıştırıldılar. Kutuların içinde rahatsız, sıkıntılı yüzlerce nesne bir başka eve, bir başka hayata gitmek için hazırlar. Yol tutmasın diye sıkı sıkı bağlandılar. Başka bir evde yadırgamadıkları bir yer bulmak için epey uğraşacaklar. Yeni evde biraz yalnız, biraz eskimiş duracaklar. Yeni evlere kendi kokularını sindirinceye kadar insanlar nasıl beceriksiz olurlarsa, onlar da öyle konuldukları yerde önce biraz tedirgin duracaklar. Gitgide eve alışıp dağılacaklar.

Yatağın arkasına düşmüş toka gibi yaramaz, çamaşır makinesinin arkasına kaçıvermiş tarak gibi muzur, mutfak dolaplarının diplerinde unutulmuş kavanozlar gibi küskün, yeni yerlerini arayacaklar... Her nesne kendi kaderini çizecek yeni evde. Şimdi bu evin ötesinden berisinden tek tek yakalanıp, suçüstü yakalanıp hem de, huysuz çocuklar gibi yolculuğa hazırlanıyorlar.

Şimdi boş evde yazıyorum bu yazıyı. Tek bir masanın üzerinde, tek bir kül tablası, tek bir kahve ve tuşların boşlukta yankılanan sesleri. Ne kadar da nesnelerle birlikte yaşıyormuş insan hayatı. Nesneler gidince sen de biraz hiç kimse oluyormuşsun sanki.

insanlar ortalıkta yokken, eşya­lar birbiriyle konuşur gibi gelir ba­na. Onların da bir kişilikleri var gibidir biraz. Ağır abi gibi kütüpha­ne, anaç masa, şımarık sehpa, geveze baharatlıklar... Şimdi onlar yoklar; kutuların içinde konuşmaları birbirlerine karışıyor sanki, kartonun ötesinden boğuk boğuk geliyor sesleri. Ev bu yüzden sessiz. Bilgi­sayarın tuşları o yüzden bu kadar çığırtkan. Eve kokusunu sindirmek için kaç zaman geçirir insan?
  | | Herkesin yazı yazması yöneticiler tarafından engellenmiştir.